Pazartesi, Mayıs 18, 2009

Asteroidea 17.05.09


Perşembe, Mayıs 14, 2009

Bitmeyen rüyalara dalıyorum her gece, uyanıyorum kabuslara.

Herşeyde bir hayır vardır lafını çok duymaya başladım etrafımdan. Daha önce bahsettiğim otelden aradılar nihayet, fakat malesef beklediğim pozisyon için değil. Mülakat yaparken zaten kocama takmışlardı. Muhtemelen işi bırakıp Norveç'e gitme olasılığımı göz önüne alarak bana o pozisyonu vermediler. Çok üzüldüm bu duruma, hayal kırıklığına uğradım. Ama onlarada hak veriyorum biraz. Başkası olsa bırakıp yurtdışına gitme olasılığıda var. Ama kırgınım, çünkü ben böyle yapmazdım. 

Sundukları pozisyonun maaşıyla istediğim pozisyonunki arasında çok bir fark yok aslında. Ama ne benim arzu ettiğim gibi idari bir pozisyon ne de özgeçmişime çok büyük bir artısı var. Norveç'te çalışmaya hak kazandığım zaman zaten sadece eğitimin aldığım şey üzerine çalışabilirim, yani aşçı olarak. Ameliyat olduktan sonra içimde aşçı olmakla ilgili neredeyse bütün istek söndü. Zaten yakın gelecekteki planlarımızı düşünürsem, istesem de kariyer yapmamı gerektirecek hiç birşey yok ortada. Çünkü 5 sene sonra olmayı planladığımız yerde kariyerin bir önemi yok.

Bugün yine konsolosluğu aradık, konuştuğumuz bayan hala neden bize cevap vermedikleri konusunda şaşırdığını söyledi. Evrakları inceleyen kişiye en yakın zamanda bizim evraklarımızdan bahsedeceğini bildirdi. O sayın şahsiyette işine gelirse inceliyecek evraklarımızı. Eğer onaylanırsa yarın arayacaklar. Aramazlarsa pazartesi bir daha telefon açmamızı rica etti.

Rasmus bütün bu durumlara sıkılıp bu sabah ki uçakla gitmeyi planladı dün akşam. 17 Mayıs onların milli bayramı ve orda olmak istiyor doğal olarak, bizim gibi öylesine kutlamıyorlar onlar. Sonra vazgeçti, vize kararı belli olana kadar kalacak.

Acilen konsolosluktan bir cevap almam gerekiyor, stresten iyice gerilmiş durumdayım. Aksi gibi otelden pazartesi günü çağırıyorlar ve benim hazırlamam gereken evraklarda var gitmeden. İşe başlayıp, "hadi vize çıktı ben gidiyorum" diyip işten ayrılmakta çok yanlış geliyor bana. Yarın konsolosluktan aramalarını ümit ediyorum.

Pazartesi, Mayıs 11, 2009

İş mi, eş mi?

Norveç büyükelçiliğini Pazartesi'den Perşembe'te 13:30 ve 15:30 arasında arayabilirsiniz. Bunun dışında arasanız da ulaşamıyorsunuz. Telefona cevap veren çalışanlar Türk ve nedense benim konuştuğum her yetkili kaba tavırlarla cevapla(ma)dı sorularımı. Kocamla konuştuklarında ise gayet naziktiler, vatandaşlık ayrımı olsa gerek.

Bugün bilgi almak üzere konsolosluğu arayacağım, tabii verirlerse. 1 ay oldu hala ne red mektubu geldi ne de bir telefon. Son iki haftamı zehir ettiler, kafamı hiç bir şeye odaklayamıyorum sayelerinde. İşin kötü yanı artık bir cevap almam gerekiyor acilen. Çünkü çok iyi bir iş teklifi aldım.

Bodrum'a bir iş görüşmesine çağırmışlardı cuma günü. Bizde düşündük ki madem Bodrum'a gidiyorum hem arabayla gidelim hem de birkaç gün tatil yapalım, beklerken çektiğimiz stresi biraz atmış oluruz. Atladık sabahtan arabaya, önce Bodrum'da iş görüşmesine gittik ardından Marmaris'e geçtik. Aslında isteğimiz ikimizin de çok sevdiği Akyaka'da kamp yapmaktı. Çadırımız yoktu ama genelde kamping yerlerinin kendilerine ait çadırları olur. Fakat malesef henüz çadır sezonunu açmadıkları için kurulu çadır yoktu ve gittiğimizde Akyaka'da acayip bir yağmur vardı. Durum böyle olunca Marmaris'te daha önce kaldığımız bir apart otele gitmeye karar verdik. Bodrum'dan Marmarise geldiğimiz bu süre içinde ben çoktan bazı yerlerle iş görüşmesine gitmiştim. Rasmus Marmaris'i çok seviyor, açıkçası bende bilmediğim bir yere taşınmak istemiyordum, çalışacaksam bildiğim bir yerde çalışayım dedim. O yüzden Marmaris ağırlıklı bir iş arama çabasındaydım, nasıl olsa vize çıkmaz gözüyle bakmaya başladık zaten bu kadar süre geçince aradan.

Tam Marmaris'te bir işi kabul etmek üzereyken Özdere Carpe Diem Claros Resort ve Spa Otel'den aradılar. Bir kariyer sitesi üzerinden mutfakta çalışmak üzere başvurmuştum aslında. Ama arayıp benim için düşündükleri bir pozisyon olduğunu ve bu pozisyonda değerlendirilmek isteyip istemediğimi sordular. F&B Office Coordinator pozisyonunu duyunca acayip sevindim. Çünkü çok uzun süredir idari bir pozisyon istiyor fakat muhtemelen eğitim yetersiziliğim yüzünden bu gibi mevkiiler için değerlendirilmiyordum.

Tatilimizi yarım bırakıp Cumartesi günü görüşmeye gittik. Gayet olumlu bir görüşmeydi. Gerçi değerlendirdikleri birkaç kişi daha varmış fakat beni otelde istediklerini bu pozisyon olmazsa beni Private Concierge için değerlendiriceklerini söylediler. İki işte tam istediğim, maaşı gayet iyi olan işler. Henüz otel şantiye halinde, fakat 17 Mayıs'ta açılıyor ve benim bugün çalışıp çalışmayacağıma dair bir cevap vermem gerekecek, haliyle vize alıp almadığımı öğrenmek zorundayım.

Sorun şu ki bu saatten sonra vize almakta almamakta beni üzecek, aslında vizeyi almak daha çok üzecek diyebilirim. Sezonluk olmayan bir işte böyle bir kariyer fırsatı mı, yoksa Norveç'e gidip üç ay işsiz olmak mı daha iyi? Diğer bir kötü yanı çalışmaya başlarsam Rasmus muhtemelen üç aylığına Norveç'e geri dönecek. 

Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. Planladığımız stres giderici ufak tatili yarıda kestik ve İzmir'e geldik. Aslında iki ihtimalde gayet basit ve açık ama hala kafam karışık, bulanık. Üzerimde hala stres baloncukları geziyor. İyi bir spa kürüne yada uzun bir masaja ihtiyacım var. Hatta her ikisini birden alayım ben.

Pazar, Mayıs 03, 2009

Özet

Bugün vizeye başvuralı 19 gün oldu, neredeyse 3 hafta olacak. Meraktan tırnak yiyoruz ailecek. Her telefonum çalışında, hatta televizyon öter ya cep telefonu çalmadan önce "bipbirip, bipbirip" diye, işte o sese bile zıplıyorum acaba konsolosluktan mı arıyorlar telaşıyla.

Bu hafta aramalarına kesin gözüyle bakıyoruz artık. Aramazlarsa bir sorun vardır muhtemelen. Buralarda durmak istemiyorum. Kalırsam bu yaz yine eşşekler gibi çalışmak zorunda kalıp değil kocama kendime bile vakit ayıramama durumum var.

Gitmek istememin diğer bir sebebi evleneli 6 ay oldu, hala ailesiyle tanışmadım. Bu beni üzüyor açıkçası. Zaten teferruatsız bir nikahtı, düğün olmadı, gelinlik giymedim, nikah şekerim bile olmadı, birde üstüne ailesiyle de tanışamayınca daha da üzülüyorum. Burada kalırsak kim bilir ne zaman tanışacağım onlarla. Gitmek istiyorum.

Aslıcan'la aramızda geçen hafta tatsız bir durum vardı. Tabii ki olay sadece Gök'le yada facebook hesabını kapatmasıyla alakalı değildi, dahası vardı elbet. O da en az benim kadar üzüldü bu duruma. Msn üzerinden biraz konuştuk. Elbet bazı şeyler yüzyüze konuşularak daha iyi açığa kavuşturulur ama en azından bir yerlere vardığımızı düşünüyorum. Zaman bizler için daha iyi olanı gösterecektir.

Pazar, Nisan 26, 2009

Simon and Garfunkel - Scarborough Fair

Çalma listesini durdurmadan okumasını tavsiye ederim!

Are you going to Scarborough Fair
Parsley, sage, rosemary and thyme
Remember me to one who lives there
She once was a true love of mine

Tell her to make me a cambric shirt
(On the side of a hill in the deep forest green)
Parsley, sage, rosemary and thyme
(Tracing of sparrow on snowcrested brown)
Without no seams nor needle work
(Blankets and bedclothes the child of the mountain)
Then she'll be a true love of mine
(Sleeps unaware of the clarion call)

Tell her to find me an acre of land
(On the side of a hill a sprinkling of leaves)
Parsley, sage, rosemary and thyme
(Washes the grave with silvery tears)
Between the salt water and the sea strands
(A soldier cleans and polishes a gun)
Then she'll be a true love of mine

Tell her to reap it with a sickle of leather
(War bellows blazing in scarlet battalions)
Parsley, sage, rosemary and thyme
(Generals order their soldiers to kill)
And gather it all in a bunch of heather
(And to fight for a cause they've long ago forgotten)
Then she'll be a true love of mine

Are you going to Scarborough Fair
Parsley, sage, rosemary and thyme
Remember me to one who lives there
She once was a true love of mine